Reklam
Bugun...

15 TEMMUZ DARBE GECESİ

15 Temmuz gecesi FETÖ'cü askerlerin darbe girişimine karşı millet göğsünü kurşunlara, tanklara siper ederek karşı koydu.

 

15 Temmuz gecesi FETÖ’cü askerlerin darbe girişimine karşı millet göğsünü kurşunlara, tanklara siper ederek karşı koydu.

 

15 Temmuz günü yaşanan FETÖ’cü teröristlerin darbe girişimi,milletin kahramanca karşı koymasıyla püskürtüldü.

 

FETÖ’cü darbecilere karşı Millet kazandı

 

Türkiye, 27 Mayıs 1960’ı gördü… 12 Mart 1971’i gördü… 12 Eylül 1980’i gördü… Uzun yıllar, askeri darbelerin tahribatını onaramadı, izlerini tamamen silemedi. Son darbeden 36 yıl sonra, ‘On yılda bir darbe’ geleneği artık tarihe karıştı derken, 15 Temmuz 2016’yı gördü. Ama böylesi daha önce hiç yaşanmamıştı. Ülke, tarihinin en ağır ihanetlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. TSK içinde “Fethullahçı Terör Örgütü-FET Ö”ye bağlı subaylar, devlete el koymaya kalkıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkı darbecilere direnmeye çağırdı. Bir millet; jetleriyle, tanklarıyla üstüne üstüne gelen darbecileri cesaretiyle geceden sabaha alt etti. 3 askeri darbe yaşayan Türkiye, bu defa hayatı pahasına “Demokrasi” dedi.

 

 KRİTİK 15 SAAT

CUNTA DEHŞETİ 22.00’DE BAŞLADI

 

22.00: İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri askerler tarafından trafiğe kapatıldı. Aynı dakikalarda Ankara’da askeri uçak ve helikopterler alçaktan uçmaya başladı. Genelkurmay’da silah sesleri duyuldu ve bir helikopterden dışarıda bulunanların üzerine ateş açıldı.

22.15: Atatürk Havalimanı’nda operasyonlar tamamen durdu, giriş çıkışlar kapatıldı. Havalimanının önüne tanklar geldi.

 

22.30: Sabiha Gökçen Havalimanı’nda da aynı durum söz konusuydu. Jandarma, havalimanındaki polislerin silahlarına el koydu.

 

23.00: İlk açıklama Başbakan Binali Yıldırım’dan geldi: “Bir kalkışma girişimi söz konusu.” İlerleyen saatlerde muhalefet partilerinin liderleri, darbe girişimine karşı hükümete destek mesajları yayınladı. 23.35 İstanbul Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü önünde çatışma sesleri duyuldu.

 

23.44: Anadolu Ajansı, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ın cuntacılar tarafından rehin alındığını açıkladı. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver’in kızının İstanbul Moda’daki düğününde olan Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve yaklaşık 30 general, düğünün ortasına inen Sikorsky S-70 tipi helikopterdeki darbeciler tarafından götürüldü.

 

23.50: Askerler Taksim Meydanı’nda konuşlandı.

 

 

00.09: Ankara Yenimahalle’de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kampüsüne askeri helikopterlerce ateş açıldı. MİT’in çevre güvenliğini sağlayan görevliler saldırıya silahla karşılık verdi.

 

00.13: Darbeciler TRT’yi ele geçirip, ‘Yurtta Sulh Konseyi’ tarafından hazırlanmış ‘korsan’ bildiriyi okuttu.

 

00.25: Ailesiyle Marmaris’te olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Facetime adlı programla akıllı telefondan CNN Türk’e bağlanarak, halkı darbecilere direnmek için sokağa çağırdı: “Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım bugüne kadar. Ben de meydanda olacağım, Başbakanımız da.” Ardından uçakla İstanbul’a hareket etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin otelden ayrılmasından bir süre sonra, otele helikopterlerden ateş açıldı. Helikopterlerden inen yüzleri maskeli ve ağır silahlı darbeci askerler, oteli abluka altına aldı. Darbecilerle Erdoğan’ın korumaları ve polisler arasında çatışmalar yaşandı.

 

00.34: Darbe girişimiyle ilgili ilk soruşturma İstanbul’da başlatıldı. Darbe girişimini yapan askerlerin görüldükleri yerde tutuklanacakları bildirildi.

 

00.40: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla, halk, başta İstanbul, Ankara ve İzmir’de olmak üzere, darbecilere karşı sokağa döküldü. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talimatı üzerine 81 ildeki camilerin hoparlörlerinden aynı anda birlik selaları okunarak, vatandaşlar direnişe davet edildi. 00.44 Ankara Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresinden silah sesleri duyuldu. Askeri helikopterlerden ateş açıldı.

 

DARBECİLERİN ELİNDEKİ SİKORSKY DÜŞÜRÜLDÜ

 

01.00: Ankara Emniyet Müdürlüğü, savaş uçağı ve helikopterlerin saldırısına uğradı.

 

01.08: Darbecilere katılmayan 1. Ordu Komutanı Org. Ümit Dündar, “Küçük bir grubu temsil ediyorlar. Gerekli tedbirleri alıyoruz” dedi.

 

01.39: TBMM Genel Kurul Salonu açıldı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve milletvekilleri Genel Kurul Salonu’nda yerini aldı.

 

02.40: Darbeci askerler Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı’nı havadan hedef aldı. Hava saldırısı sonucu onlarca polis şehit oldu. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 uçağı, darbe girişiminde bulunanların elindeki Sikorsky helikopteri düşürdü. TRT’yi ele geçirmeye kalkışan 1’i rütbeli 5 asker, vatandaşlar ve polis tarafından etkisiz hale getirildi. Pek çok yerde halk tankların önüne yatarak darbecilerin önünü kesti. Darbeciler, halkın üzerine mermi ve bomba yağdırdı. Ancak tankın gücü değil, halkın gücü kazandı. Halk, cuntacıları derdest edip polise teslim etmeye başladı.

 

 

02.42: TBMM, darbeciler tarafından birkaç dakika arayla iki kez bombalandı.

 

 

03.20: Halkın, polisin ve TSK içinde darbeye destek vermeyen çoğunluğun ortak mücadelesiyle, darbecilerin İstanbul ve Ankara’daki etkinliği büyük oranda zayıflatıldı. Asker Atatürk Havalimanı’ndan çekildi, vatandaşlar içeri girdi. Bir süre havada tur atmak zorunda kalan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağı, İstanbul Atatürk Havalimanı’na iniş yaptı.

 

04.17: Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda toplanan halka seslendi. “Meydanlardan ayrılmayın” dedi.

 

05.09: Polis, anonslarla askerlere “Teslim olun” çağrısı yapmaya başladı.

 

06:15: F-16’lar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne bomba yağdırdı.

 

06.38: TÜRKSAT’ı bombalayan askeri helikopter Gölbaşı’nda düşürüldü.

 

 

06.40: Darbe girişiminde İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nü kontrol eden askerler teslim oldu.

 

08.32: Darbecilerin karargâh haline getirdikleri Ankara Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’na operasyon düzenlenerek Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar kurtarıldı. İlerleyen saatlerde darbecilerin elindeki Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Abidin Ünal, , Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Salih Zeki Çolak ve Jandarma Genel Komutanı Org. Galip Mendi’nin de kurtarıldığı haberi geldi.

 

08.36: Jandarma Genel Komutanlığı, operasyonla darbecilerden geri alındı.

 

09.32: Darbe girişimiyle ilgili başlatılan soruşturmalar kapsamında Türkiye genelinde çoğu asker ve yargı mensubu binlerce kişi için gözaltı kararı çıktı, gözaltılar başladı.

 

13.00: Başbakan Yıldırım, Org. Akar’la birlikte Çankaya Köşkü’nde kameraların karşısına geçti, “Kalkışma bastırılmıştır” dedi.

 

 

DEMOKRASİ DİRENİŞİNE 246 ŞEHİT

ERTESİ GÜN…

 

– “Türkiye, birliği, esenliği, çağdaş dünyayla birlikte aynı yolda ilerlemesi için demokrasiye, parlamenter sisteme sahip çıkmalıdır. Yaşanan bu çağda çok partili parlamenter demokrasiyi kesintiye uğratacak bir girişim kabul edilemez. O nedenle bugün demokrasiye ulusça sahip çıkma günüdür.”

 

– “Darbelerle azalmış, eritilmiş, çok acı çekip çok yitirmiş millet bu korsanlığa prim vermezdi, vermedi de. İnsanlar sokaklara akın etti, tankların üzerine yürüdü.”

 

Serdar TURGUT/HABERTÜRK

 

– “Darbeciler, ülkedeki ‘demokrasi bakiyesi’ni de köprüden atmak, Meclis’te bombalamak, tankla ezmek istedi. Şimdi iktidara düşen; muhalefetle birlikte, o ‘bakiye’yi bu kez samimiyetle, ‘demokratikleştirmek’tir.”

 

Umur TALU/HABERTÜRK

 

– “İster iktidar partisine oy versin, ister başka partiye oy versin bütün vatandaşlarımız artık demokrasisine sahip çıkmakta kararlıdır. Bir kere daha gördük ki demokrasi herkes için en iyi sistem. Hepimiz demokrasinin kıymetini bilmeliyiz.”

 

Ertuğrul ÖZKÖK/HÜRRİYET

 

– “Tavrım net. En kötü sivil yönetim bile darbeden daha iyidir. Darbenin karşısındayım. Cumhurbaşkanı, hükümet, bakanlar yenilecekse, sadece ve sadece sandıkta yenileceklerdir. Askeri darbe kabul edilmez, edilemez. Gün demokrasiden yana olma günüdür.”

 

Ahmet HAKAN/HÜRRİYET

 

– “21. yüzyılın Türkiye’sinde artık darbeler kabul edilemez. Türkiye bu demokrasi testini başarıyla aşmak durumundadır. Ve artık hiçbir ülke gizli servisleri liderlerine ‘Bizim çocuklar başardı’ diyemez.”

 

Güneri CIVAOĞLU/MİLLİYET

 

– “Yüksek Askeri Şûra’da tasfiye edileceklerdi. Can havliyle çılgınlık ettiler. Türkiye tarihinde nice darbe girişimleri gördük ama halkın direndiğini de ilk kez gördük. Bu gece tarihi bir gece oldu.”

 

Engin ARDIÇ/SABAH

 

– “Tasfiye kokusu alan paralel yapı. Ağustos’a girerken TSK içindeki uyuyan hücrelerini harekete geçirdi ve 27 Mayıs benzeri bir darbeye kalkıştı. Erdoğan’ın çağrısıyla halk tarafından püskürtülmüştür.”

 

Ahmet KEKEÇ/STAR

 

– “Darbe girişiminden öte bir cinnet bu. Meclis’i bombalayacak kadar gözü dönmüş, sivil halkı kurşunlayacak kadar aklını yemiş bu insanlar, Türk subayı asla olamazlar. Atatürk’ün ordusunda böyleleri yoktur.”

 

Rauf TAMER / POSTA

 

 

16 Temmuz’da Genelkurmay Başkanlığı, 15 Temmuz gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu bir grup subay tarafından başlatılan darbe girişiminin, tüm yurtta yaklaşık 22 saatte tamamen kontrol altına alındığını açıkladı.

 

FETÖ’ye bağlı askerler, darbe girişimi sırasında 246 kişiyi şehit etti. 62’si polis, 5’i asker, 179’u sivil. 2 bin 185 kişi de yaralandı.

 

Ölü ele geçirilen darbeci sayısı 24, yaralı ele geçirilen darbeci sayısı 49.

 

Darbe girişiminin bastırılmasının ardından 11 bin 160 kişi gözaltına alındı. 4 bin 704 kişi tutuklandı. 167’si polis, 2 bin 878’i asker, bin 567’ü hakim-savcı, 14’ü mülkü amir, 93’ü sivil.

 

(Rakamlar 22 Temmuz 2016 itibarıyladır.)

 

‘HALKIN GÜCÜNÜN ÜSTÜNDE GÜÇ TANIMADIM’

 

Cuntanın TRT’yi ele geçirip bildirilerini zorla okutmasının ardından, ibrenin ve psikolojik üstünlüğün yeniden demokrasiye döndüğü an, gece yarısı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Facetime adlı programla akıllı telefondan özel televizyonlara bağlanması oldu. Erdoğan’ın “Halkın gücünün üstünde güç yoktur” diyerek halkı darbecilere direnmeye çağırmasıyla gecenin rengi değişmeye başladı.

 

 

Feytullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bağlantılı subaylar, devleti ele geçirme girişimlerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesiyle birlikte Marmaris’te tatil yaptığı sırada start verdi.

15 Temmuz akşamı saat 21.00 sıralarında tankların İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerini kesmesi, F-16’ların Ankara semalarında alçak uçuş yapmasıyla herkes aynı soruyu soruyordu: “Ne oluyor?”. Başbakan Binali Yıldırım’ın ekranlarda “Ordu içinde bir grubun kalkışması var” demesi, ardından cuntacıların bildirisinin zorla TRT’de okunmasıyla, herkes Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın akıbetini merak etmeye başladı.

İbrenin ve psikolojik üstünlüğün yeniden demokrasiye döndüğü an, gece yarısı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Facetime adlı programla akıllı telefondan CNN Türk’e bağlanarak, şu sözlerle halkı darbecilere karşı direnmek için sokağa çağırması oldu: “Silahlı Kuvvetlerimiz içerisindeki bir azınlığın kalkışma hareketidir. Ülkemizin birliği, beraberliği, bütünlüğüne yönelik bu harekete karşı inanıyorum ki milletçe vereceğimiz güzel bir cevapla, bunlar gerekli olan cezayı alacaklardır.

Milletin imkânlarıyla alınmış tankı, topu, uçağı, helikopteri kullanarak milletin üzerine gelmenin bedelini çok ağır ödeyecekler. Meydanı onlara bırakamayız. Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum. Milletçe meydanlarda toplanalım, bunlar da tanklarıyla, toplarıyla gelsinler, ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar. Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım bugüne kadar. Ben de meydanda olacağım, Başbakanımız da meydanda olacak.”

 

KARARTMAYLA İSTANBUL’A

 

Halkı meydanlara davet etmesinin ardından Erdoğan, İstanbul’a gitme kararı aldı. Ailesiyle birlikte süratle Marmaris’teki oteli terk ederek, helikopterle 00.15- 00.30 arası Dalaman’a geçti. Erdoğan’ın helikopteri risk nedeniyle piste ışıksız inmek zorunda kaldı.

Dalaman’da ise Erdoğan, G450 tipi TC-ATA uçağına geçti ve uçak yine karartma yapılarak nereye gideceği haber verilmeksizin havalandı. Erdoğan ve ailesi otelden çıktıktan 20 dakika sonra, darbeci subayları taşıyan bir askeri helikopter otele iniş yaptı. Erdoğan’ın halen otelde olduğunu sanan darbeci askerler, ellerinde lazer dürbünlü silahlarla oteli oda oda arayarak etrafa dehşet saçtı. Darbeciler ve otelde kalan Cumhurbaşkanlığı korumaları arasında yarım saati aşkın çatışma oldu. Cumhurbaşkanı’nın bir koruma görevlisi şehit edildi.

 

RİSK ALARAK UÇAĞI İNDİRDİ

 

Uçağı İstanbul hava sahasına girdiğinde, Erdoğan, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın darbeciler tarafından ele geçirildiğini ve pistlerin karartıldığını öğrendi. Pilota “Biz her türlü riske hazırız. Sen inebilir misin, inemez misin, yeter ki bunu söyle” dedi. Pilot da “Üç-dört saatlik yakıtım var. Uçağı indirebilirim ama riskler var” dedi. O sırada İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile irtibata geçildi; kuleyi ve havalimanını ele geçiren darbecilerin teslim olduğu bilgisi geldi. Ama darbecilerin elinde olan jetler, halen Erdoğan’ın uçağı etrafında tehdit saçıyordu. Erdoğan inisiyatif alarak pilota “İniyoruz” talimatını verdi.

 

KONUK EVİ KOMUTA ÜSSÜ OLDU

 

Erdoğan, havalimanına indikten sonra oradaki Devlet Konuk Evi’ne geçti. Önce havalimanı önünde kendisini bekleyen halka hitap ederek darbeye direnme çağrısını yineledi. Ardından İstanbul Valisi Vasip Şahin ve “Ben devlete bağlıyım” diyerek darbecilerin safında yer almayı reddeden 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’la birlikte o gece sabaha kadar operasyonu havalimanından yönetti. Siyasiler, Meclis, polis, TSK içinde darbeye katılmayan çoğunluk ve halkın müthiş dayanışmasıyla, gün ışımaya başladığında darbeciler yenilmiş, kontrol yeniden büyük oranda devletin eline geçmişti.

 

‘DEMOKRASİDEN TAVİZ YOK’

 

Türkiye, cuntanın darbe girişimini resmi olarak ilk kez AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım’ın ağzından duydu. Yıldırım’ın Habertürk TV’ye bağlanıp “Demokrasiye herhangi bir zarar getirecek hiçbir faaliyete izin verilmeyecek” demesi, cuntaya vurulan ilk darbe oldu.

 

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz gecesi, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bağlantılı subayların darbe girişimine kalkıştığını resmi ağızdan halka duyuran ilk kişiydi. Saat 23.00’te Habertürk TV’ye telefonla bağlanan Yıldırım, “Emir komuta zinciri olmadan, asker içindeki bazı kişilerin kanunsuz bir eylemi söz konusu. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki, demokrasiye herhangi bir zarar getirecek hiçbir faaliyete izin verilmeyecek. Milletin iradesini temsil eden hükümet işbaşındadır. Bu kalkışmayı, bu çılgınlığı yapanlar en ağır şekilde bedelini ödeyecek. Bu gibi girişimlere pabuç bırakmayacağız. Demokrasiden taviz yok” dedi. “Darbeye karşı olduklarını” açıklayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile telefonda durum değerlendirmesi yaptı.

 

İSTANBUL’DAN ANKARA’YA

 

Olaylar sırasında İstanbul Tuzla’daki evinde olan Başbakan Yıldırım, bir an önce Ankara’ya gitmek istedi. Darbecilerin elinde uçak ve helikopterlerin olması nedeniyle, havayolunu kullanmadı. Karayolundan Ankara’ya ulaşmak için çeşitli güzergahlar masaya yatırıldı. Özellikle bazı jandarma birliklerinin darbeciler tarafından kontrol edilmesi nedeniyle, Yıldırım’ı taşıyan konvoyun güvenli bölgelerde dura dura ilerlemesi kararı alındı. Ardından Ankara’ya hareket edildi.

 

KONVOYUNA ATEŞ AÇILDI

 

İstanbul’dan yola çıkan Yıldırım’ın konvoyunun ilk durduğu nokta, Gebze oldu. Başbakan, yol boyunca telefon trafiğini sürdürdü. Ankara’yı İstanbul’a bağlayan otoban, güvenlik gerekçesiyle tercih edilmedi. Bunun yerine ara yollar kullanıldı. KastamonuÇankırı üzerinden yeni bir güzergah belirlendi. Konvoy Kastamonu il sınırındayken, jandarmaya ait olduğu öğrenilen bir araç takibe başladı. Araçtaki askerler daha sonra konvoya ateş açtı.

 

TÜNELE GİREREK KORUNDU

 

Hız kesmeyen konvoy, inşaat halindeki Ilgaz Dağı Tüneli’ne girdi. Yıldırım tünel yakınlarındaki bir karayolu şantiyesinde yaklaşık 5 saat kaldı ve telefon trafiğini sürdürdü. Sabah saatlerinde Ankara’da darbecilere ait uçak, helikopter ve tank hareketliliğinin sona ermesinin ardından, Yıldırım bölgedeki bir kaymakamın evine gitti. Gece boyunca hiç uyumayan Yıldırım, burada bir süre dinlendi. Daha sonra yeniden Ankara’ya doğru yola çıktı. Saat 11.00 civarında Çankaya Köşkü’ne geldi. Gece boyunca darbeciler tarafından rehin tutulan ve operasyonla kurtarılan Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’la birlikte kameraların karşına geçti ve demokrasinin kazandığını müjdeledi: “Bayraklarıyla meydanlara koşan ve paralel terör örgütü çetesine karşı dimdik ayakta duran bütün vatandaşlarımın alnından öpüyorum. Terör çetesine verilecek en güzel cevabı vermişlerdir. 15 Temmuz artık demokrasimizin bayramı olmuştur. Hiç kimse bu büyük milletin demokrasi aşkıyla ve özgürlük umdesiyle asla ve asla boy ölçüşemez.”

 

‘DARBELERDEN ÇOK ÇEKTİK’

 

Darbe girişiminin ilk dakikalarında uçakta olan Kılıçdaroğlu, uçak İstanbul’a indiğinde telefonunu açınca buz kesti. Tanklar sokağa inmişti. Tereddüt etmeden etrafındakilere “Darbeye karşı duracağız” dedi

 

 

CHP Lideri Kılıçdaroğlu darbe girişimini İstanbul’da öğrendi. Hemen Başbakan’ı arayarak destek verdi. CHP’li milletvekillerine de “Meclis’e gidin” dedi.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, o akşam herkes gibi, yaşanacaklardan habersiz, THY uçağıyla Ankara Esenboğa’dan İstanbul’a hareket etti. Uçak, saat 23.00 sularında İstanbul Atatürk Havalimanı’na indi. Cep telefonlarını açar açmaz herkes buz kesti. Tanklar sokağa inmiş, köprüler asker tarafından tutulmuştu. Kılıçdaroğlu da, uçakta yanında oturan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı da önce gördüklerine ve duyduklarına inanamadı. Kılıçdaroğlu Yazıcı’ya dönerek “Biz darbelere karşıyız Hayati Bey” dedi.

Ardından da kurmaylarına “Bilet bakın, ilk uçakla Ankara’ya dönelim” talimatını verdi.

Ancak hava sahası uçuşlara kapatılmıştı. Hemen daha güvenli olduğu düşünülen Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun evine götürülen Kılıçdaroğlu, Ankara’daki partilileri arayarak “Arkadaşlar darbeye karşıyız. Toplanıp Meclis’e gidin” talimatını verdi. Başbakan Yıldırım’ı arayarak destek verdi, ardından da hem yazılı bir açıklamayla hem de televizyonlara bağlanarak darbeye karşı tavrını net şekilde oraya koydu: “Bu ülke darbelerden çok çekmiştir.

Aynı sıkıntıların yeniden yaşanmasını istemiyoruz. Cumhuriyete ve demokrasimize sahip çıkıyor, inancımızı eksiksiz bir şekilde koruyoruz. Her darbe girişimi karşısında toplumun ortak tepki vermesi gerekiyor. Dolayısıyla kim yaparsa yapsın, nereden gelirse gelsin, teröre karşı nasıl ortak bir tavır takınıyorsak, darbe konusunda da hepimizin ortak tavır takınması gerekir.”

 

‘EN KANLI GİRİŞİMDİ’

 

Kılıçdaroğlu, sonrasında ise o geceyi şöyle anlattı: “Gecenin ilerleyen saatlerinde, Genelkurmay’ın özel kaleminden ‘Sayın Genelkurmay Başkanı Akar’ın darbenin başında olduğu ve talimatları verdiği’ şeklinde bizi yanıltmaya ve yönlendirmeye çalışan bir bilgi geldi. ‘Biz demokrasiyi, insan haklarını savunuyoruz’ yanıtını verdik. Darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye yeniden darbelerle anılan bir ülke konumuna gelmiş olacaktı.

Cumhuriyet tarihimizdeki en kanlı darbe girişimiydi. Türkiye’de Meclis’te grubu olan 4 siyasal partinin, diğer siyasi partilerin, STK’ların ve halkın doğrudan doğruya darbeye müdahale etmesi ve karşı çıkması çok önemlidir.”

 

‘DEMOKRASİDEN TAVIZ, İSTİKBAL VE İSTİKLALDEN KOPUŞ DEMEKTİR’

 

MHP Genel Başkanı, TSK içindeki cuntanın devlete karşı kalkışmasının başladığı saatlerde Başbakan Binali Yıldırım’ı ilk arayıp desteğini açıklayan siyasi liderdi.

 

 

Devlet Bahçeli, o gece başkentteydi. MHP Genel Merkezi’nden evine henüz geçmişti. Sokakta tankların yürüdüğünü, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis, Başbakanlık ve Genelkurmay üzerinde jetlerin alçaktan uçtuğunu görünce “Bu bir kalkışma” dedi. Genel Merkez’e döndü, kurmaylarını topladı. Sonradan darbeciler arasında olduğu iddiasıyla yakalanan Genelkurmay Başkanı Yaveri, Bahçeli’yi arayarak “Her şey kontrol altında. Bir sorun yok” dedi. Ancak Bahçeli bu sözlerden ikna olmadı ve Başbakan Binali Yıldırım’ı aradı. “Kalkışmanın kabul edilemez olduğunu” belirterek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin yanında olduklarını kaydetti.

 

‘KALKIŞMA KABUL EDİLEMEZ’

 

Ardından da yazılı bir açıklama yaptı ve demokrasiye bağlılığını halka duyurdu: “Türkiye Cumhuriyeti olağanüstü ve gayrimeşru bir durumla karşı karşıyadır. Demokrasiyi askıya alma, millet iradesini yok sayma teşebbüsünün ülkemize yapılacak büyük bir hata olacağı açık ve meydandadır. Türkiye yakın tarihinde defalarca askeri darbe girişim ve tecrübesini yaşamıştır. Türk milleti her seferinde darbelerin yıkım ve acı sonuçlarına muhatap kalmıştır. Herkes bilmelidir ki, demokrasiden taviz, istikbal ve istiklalden kopuş demektir.

Milliyetçi Hareket Partisi her türlü demokrasi dışı arayışa tavırlı ve karşıdır. Her sorunun çözüm yolu demokrasidir. Türkiye’nin iç savaş ve kaos ortamına savrulması halinde Türk milletinin ödeyeceği bedel vahim ölçüde yüksek ve pahalı olacaktır. Bu itibarla geleceğimizi karartacak, milli birlik ve bütünlüğümüzü sabote edecek her türlü müdahaleye milletçe mesafeli durmamız şarttır ve tarihi bir sorumluluktur. Hiçbir kalkışma kabul edilmeyecektir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, Türk milleti bu badireyi atlatacaktır. Milli birlik ve beraberliğimizi bozmaya hiç kimsenin gücü de yetmeyecektir.”

 

‘KARARGÂHI TERK ETMEYECEĞİZ’

 

Milletvekillerinin Meclis’e gitmesini isteyen Bahçeli telefon trafiğini sürdürürken, bombalamalar başladı. Bahçeli’nin kurmayları MHP Genel Merkezi binasının da hedef olabileceğini belirterek “Yerinizi değiştirelim” önerisi getirdi. Bahçeli bu teklifi geri çevirdi. “Burası bizim karargâhımız, terk etmeyeceğiz” dedi. Sabaha kadar Genel Merkez’de kalarak, darbe girişimi karşısında cesur bir duruş sergiledi.

 

HDP’DEN DESTEK TELEFONU

 

15 Temmuz gecesi, tüm siyasi görüş farklılıklarını bir kenara bırakarak, seçilmiş hükümete destek verenlerden biri de HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tı. Diyarbakır’daydı. Cuntanın girişimini öğrenir öğrenmez Başbakan Binali Yıldırım’ı aradı, “Her türlü darbeye karşıyız” dedi. Demirtaş, sonrasında yaptığı açıklamada ise, “15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleşememesinin en büyük nedeni, siyasetin darbeye karşı ortak tutumudur. Kutuplaşma ve kamplaşma siyaseti nedeniyle bölünmüş olan toplum, 15 Temmuz akşamı geçici bir konsensüsle bir araya gelmiştir” ifadelerini kullandı.

 

EBEDİYEN MİLLİ İRADE, EBEDİYEN TBMM!

 

 

Ellerindeki tankları sokakta darbeye direnen halkın üzerine süren, jetlerle kendi halkına bomba yağdıran cuntaya, o dehşet gecesinde demokrasi dersi verenlerden biri de Meclis’ti. Milletvekilleri, TSK içindeki FETÖ yanlısı cuntanın darbe girişimini öğrenir öğrenmez, halk iradesinin kalesi TBMM’de toplanmaya başladı. Genel Kurul salonu açıldı, dışarıdaki tanklara, Meclis’in üzerinden alçak uçuş yapan jetlere “Meclis açık ve dimdik ayakta” mesajı verildi.

Ancak gözü dönmüş cunta, Türkiye tarihinde görülmemiş şekilde, halkın Meclis’ini bile bombalamaktan çekinmedi. Meclis çatısına ilk bomba, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ kürsüde konuşurken düştü. Bozdağ, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a “Sayın Başkanım, Meclis’teki oturumu kapatıp sığınağa inersek bu millet meydanlara gelmez, ‘Meclis korktu’ derler. Bizim yapacağımız şey burada ölmektir” dedi. Ancak ikinci bombanın ardından polis, milletvekillerini sığınağa indirdi. Meclis’i taramaya devam eden helikopterlerle polis arasındaki çatışma, darbecilerin girişiminin kırıldığı sabah saatlerine kadar sürdü.

 

4 PARTİDEN ORTAK DURUŞ

 

Halkın Meclis’indeki tahribat günün ilk ışıklarıyla ortaya çıktı. Bazı bölümler enkaza dönmüştü. Meclis, o gün, tarihi oturumlarından birini gerçekleştirdi.

 

Darbe girişiminde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşu yapıldı, hep bir ağızdan İstiklâl Marşı okundu. TBMM, ilk kez HDP’nin de imzasıyla ortak bir deklarasyon yayınladı. AK Parti, CHP, HDP ve MHP adına okunan ortak metinde şu ifadeler yer aldı: “TBMM, milletin demokrasiye sarsılmaz inancını yansıtmayı sürdürecektir.

Meclis’imizde bulunan tüm siyasi parti gruplarının darbe girişimine ortak bir tavır ve ortak dille karşı durmaları tarihe geçecektir. Milletimiz, bütün dünyaya örnek olacak şekilde darbenin karşısında durmuş ve kanlı darbe girişimini engellemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ni ve kurumlarını canı pahasına koruyan bu aziz millet her türlü övgü ve takdiri ziyadesiyle hak etmektedir. Bu uğurda canlarını veren şehitlerimize milletçe minnettarız ve o kahramanlarımızı da asla unutmayacağız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu aziz ve kahraman milletin temsilcisi olarak milletimizin verdiği yetkiyle, bombaların ve kurşunların altında görevini ifa etmiş, bir kez daha milletine layık bir Meclis olduğunu göstermiştir. Meclis’imiz tek yürek, tek vücut olarak büyük bir cesaretle darbeye karşı haysiyetli bir duruş sergilemiştir. TBMM’nin, meşum darbe girişimine karşı sergilediği kararlılık, Türkiye’de demokrasinin daha da yerleşmesi ve gelişmesi adına da son derece değerlidir. Herkes bilmelidir ki, bugün olduğu gibi gelecekte de milletimize, millî iradeye, Gazi Meclis’e uzanacak her el, karşısında TBMM’nin çelikten iradesini bulacaktır. Dört parti olarak farklı görüşlerimiz olsa da hepimiz, tüm milletvekillerimizle, tüm teşkilatlarımızla, milli iradenin yanındayız, milli iradeye hep birlikte sahip çıkıyoruz ve ebediyen sahip çıkacağız.”

 

DEMOKRASİ MÜZESİ

 

Meclis Başkanı İsmail Kahraman, TBMM’nin bombalanan bazı bölümlerinin onarılmadan müze haline getirileceğini, cuntacıların yarattığı dehşetin izlerini gelecek nesillerin de görmesini sağlayacaklarını söyledi.

 

 

Milletvekilleri darbe girişimi haberini alır almaz TBMM’de toplandı.

 

 

TBMM’deki tarihi oturumu; yüksek yargı mensupları, Genelkurmay Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı, eski milletvekilleri, rektörler, yabancı misyon şefleri de izledi.

 

 

Darbecilere karşı halkın korumaya aldığı yerlerden biri de Meclis’ti. Çok sayıda vatandaş Meclis önünde sabaha kadar nöbet tuttu.

 

 

DİRENİŞİN KALBİ BOĞAZİÇİ

 

O gece darbecilerin tuttuğu ‘merkezi’ noktalardan Boğaziçi Köprüsü, ilerleyen saatlerde darbeye direnişin ‘kalbi’ne dönüştü. Halk çok kayıp verdi, ama milim geri adım atmadı. Köprüdeki direniş, domino taşı gibi, diğer noktalarda toplanan halkı da cesaretlendirdi.

 

 

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılamak üzere Atatürk Havalimanı’na da giden yüzlerce vatandaş tankların üzerine çıkmıştı.

 

 

HALKIN TAKSİM’İ

 

Taksim, en kritik noktalardandı.Özellikle Harbiye Orduevi ve TRT binasıcivarında bomba ve silah sesleri eksikolmadı. Darbecilerin ellerindeki jetler,zaman zaman psikolojik üstünlüksağlamak için alçaktan uçtu. Ama yetmedi.Gün aydınlandığında Taksim yeniden halkındı.

 

 

 

 

 

BAŞKENT SAVUNMASI

 

Darbecilerin en ağır saldırdığı yer başkent Ankara oldu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni, TBMM’yi, Başbakanlık binasını, Genelkurmay’ı, MİT’i, Özel Harekat’ı bombaladılar. Başkent, ‘savaş’ta gibiydi. Zafer, demokrasi yanlılarının oldu.

 

 

 

 

 

TÜRKİYE AYAKLANDI 

 

İzmir, Konya, Sakarya, Rize, Malatya… Saatler ilerledikçe Türkiye’nin tüm meydanları doldu. Halk her ilde darbecilerin tanklarının önüne dikildi.

 

 

 

 

 

KAHRAMANLIK HİKAYELERİ

BEDENLERİNİ TANKIN ÖNÜNE KOYDULAR

 

 

Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızmış FETÖ mensuplarının 15 Temmuz’daki askeri darbe girişimin başarısız olmasının arka planında, geceye damga vuran kahramanlık destanları da vardı. Siviller, polisler, demokrasiye bağlı askerler; kimi zekası, kimi cesareti, kimi canıyla direndi

 

 

İstanbul’da Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine tepki göstermek için Altunizade’ye giden 34 yaşındaki Sabri Ünal, bedenini tankların önüne koydu. Ancak iki tank, yere yatan Ünal’ın üzerinden geçti. Yaralanan Ünal’ın tedavisi sürüyor. Darbe girişiminin yaşandığı gece, akıllarda kalan simge fotoğraflardan biri de Atatürk Havalimanı’nda çekildi. Metin Doğan adlı vatandaş, tank üzerindeki darbeci askerlerle tartışarak tankı durdurmaya çalıştı. Başaramayınca bu defa hareket halindeki tankın sağ paletinin altına yattı, tankı durdurmayı başardı. Pek çok kişi ise onlar kadar şanslı değildi. Paletlerin altında şehit oldular.

 

 

 

BAŞBAKAN’IN AKRABASIYDI

 

İstanbul Acıbadem’deki Türk Telekom’a girip iletişimi kapatmak isteyen darbeci askerlerle, Acıbadem Muhtarı Mete Sertbaş arasında tartışma çıktı. Askerleri durdurmak isteyen muhtar, bir yüzbaşı tarafından yakın mesafeden göğsünden vuruldu. Darbeciler, Mete Sertbaş’ın hastaneye götürülmesine de izin vermedi. Evli ve 2 çocuk babası Sertbaş, olduğu yerde hayatını kaybetti. Sertbaş, Başbakan Binali Yıldırım’ın da akrabasıydı. Darbe girişiminde kullanılan helikopter ve uçakların Ankara Kazan’daki 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalktığının duyulması üzerine yaklaşık 2 bin Kazanlı, nizamiye önünde toplandı. Kalabalık arasında bulunan Ahi Mahallesi Muhtarı Ali Anar, açılan ateş sonucu şehit oldu.

 

 

OLÇOK VE OĞLUNU ÖLÜM DE AYIRAMADI

 

İstanbul Boğaziçi Köprüsü, 15 Temmuz gecesi darbecilerin en çok kan akıttığı yerdi. Tankların önüne dikilenler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın arkadaşı reklamcı Erol Olçok ile 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyib de vardı. Ortalık karıştı. Olçok, oğlunu daha güvenli bir yere almak isterken vuruldu. 16 yaşındaki Abdullah da, yere düşen babasına hamle yaptığı sırada zırh delici mermiyle şehit edildi.

 

 

TEK SUÇU DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKMAKTI

 

Cumhurbaşkanı’nın Başdanışmanı Mustafa Varank’ın ağabeyi Prof. Dr. İlhan Varank (45). İstanbul Büyükşehir Belediyesi önündeki protesto sırasında açılan ateşte hayatını kaybetti. Tek suçu, demokrasiye sahip çıkmaktı.

 

 

JETLERE KARŞI, KARA DUMAN

 

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın da alıkonulduğu ve darbecilerin üs olarak kullandığı Akıncılar Askeri Havaalanı’nın yakınlarındaki Bitik Köyü’nde darbecilere karşı ayaklanan köylü, uçakların kalkışını engellemek için, topladıkları lastik ve balya samanını ateşe verdi. Alev alan lastiklerden çıkan siyah duman gecenin karanlığıyla birleşip göz güzü görmez oldu. Uçaklar pisti bir süre kullanamadı.

 

BOĞAZİÇİ’NDE VURDULAR

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul programlarında konvoyu yönlendiren motosikletli eskort ekibinin başı Kemal Tosun, Boğaziçi Köprüsü’nü kapatan tanklara müdahale etmeye giden Özel Hareket Şube Müdürü’ne eşlik ediyordu. Köprü üzerinde askerlerin açtığı ateş sonucu olay yerinde şehit düştü.

 

ÇATIŞMA GÖLGESİNDE MUCİZE DOĞUM

 

Anestezi uzmanı Dr. Mehmet Çelik, darbe girişiminin sabahında hastaneye çağrıldı. Ataşehir’deki evinden çıkan Dr. Çelik, Avrupa yakasına geçebilmek için yol arıyordu. “Herhalde geçemeyeceğim, eve döneyim” diye düşünürken Boğaziçi Köprüsü’nün açıldığını öğrendi. Altunizade kavşağı yakınlarında trafik tamamen durmuşken, ilerde bir hareketlenme gördü. Doktor refleksiyle hemen kalkıp oraya gitti. Doktor olduğunu söyleyen Çelik, arka koltukta yatan kadının henüz başlamış doğumunu gerçekleştirdi. Kadın taksici de yardımcı oldu. İlkyardım çantasından çıkan bir bisturi ile bebeğin göbek bağını kestikten sonra anne ve bebeğini hastaneye gönderdi. Hayatların söndüğü bir ortamda hayat vererek, farklı bir açıdan günün kahramanlarından oldu. Yaşanan olay, “Babam ve Oğlum” filmini hatırlattı.

 

2 KURŞUNLA YARALANDI

 

Darbe girişimini engellemek için Ankara Kazan’dan Akıncı’daki 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’nın önüne, 13 yaşındaki oğlu ve eşiyle giden Derya Ovacıklı (39), ön sıralarda gerçekleştirdiği mücadelesinde sağ bacağına isabet eden 2 kurşunla ağır yaralandı.

 

GAZETECİ DE CUNTA KURŞUNUYLA CAN VERDİ

 

Ye ni Şafak Gazetesi muhabirlerinden Mustafa Canbaz, kanlı çatışmanın yaşandığı Çengelköy Polis Karakolu önünde hayatını kaybedenler arasındaydı.

 

BAŞBAKAN’I AĞLATAN KADIN

 

50 yaşındaki Şerife Tutar’ın, çocuklarını, torunlarını ve mahalleden arkadaşlarını kendi kullandığı kamyonun damperine bindirerek demokrasi nöbeti için Taksim’e çıkarması simge fotoğraflardan biri oldu.

 

 

ELELE ŞEHİT DÜŞTÜLER

 

Diyarbak ır 8. Ana Jet Üssü’nden kalkan ve darbecilerin kontrolünde olan savaş uçakları, Ankara Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’nı bombaladı. Darbecilere karşı omuz omuza çatışan Diyarbakırlı polis memuru Halit Gürsel ile kız arkadaşı komiser Seher Yaşar da şehit oldu. Genç çift, nişan hazırlığı yapıyordu.

 

3 KADIN ÖZEL HAREKÂTÇI YİNE AYRILMADI

 

Darbeciler tarafından Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Daire Başkanlığı’nda şehit edilenler arasında aynı okulda okuyan, aynı dönemde polis olan ve yıllardır hiç ayrılmayan 3 kadın harekat polisi de vardı: Cennet Yiğit, Gülşah Güler ve Kübra Doğanay. 8 aylık polis memuru Doğanay, Diyarbakır’da terör örgütü PKK’ya yönelik yürütülen operasyonlara katılmış, kısa süre önce Ankara’ya gelmişti. Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda Adanalı ikizler Ahmet ile Mehmet Oruç da şehit düştü.

 

MERMİLERİN ÜZERİNE YÜRÜDÜ

 

Boğaziçi Köprüsü’nde darbecilerin etkisiz hale getirilmesinde Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın payı büyüktü. Çalışkan’ın, karşıdan mermi yağarken tanklarla örülen barikata doğru ilerlediği anın görüntüleri ortaya çıktı. Darbe girişimi başladığı sırada Çalışkan, bir polisin telsizine el koyan darbeci askere “Geri adım atmayacağız. Türk savaş uçakları, Türk milletini mi bombalayacak?” diye tepki gösterdi.

 

KARARGÂHI NAMUSU GİBİ KORUDU

 

O gece Diyarbakır’dan askeri uçakla Ankara’ya gelen darbeci Tuğgeneral Semih Terzi ve ekibi, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı bastı. Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın emir astsubayı Ömer Halisdemir (42), birliğinde nöbetçiydi. Hemen komutanı Aksakallı’yı aradı, “Komutanım, başlarında Terzi Paşa olan bir grup makamınızı teslim almaya geldi” dedi. Aksakallı, “Evladım oranın namusu sensin, makamı teslim etme, geliyorum” talimatı verdi. Bordo bereli Halisdemir, aldığı emrin ardından, beraberinde silahlı 30 asker olan Tuğeneral Terzi’nin “Yönetime el koyuyorum. Artık emir komuta bende” diye bağırmasına pabuç bırakmadı. Zorla girmek istemeleri üzerine silahını çeken Halisdemir, Tuğgeneral Terzi’yi alnından vurdu, son mermisi bitene kadar diğerleriyle de çatıştı. Ancak şehit edildi.

 

 

LİNCİ TEK BAŞINA ÖNLEDİ

 

Boğaziçi Köprüsü’nü kapatan ve teslim olduktan sonra vatandaşların hışmına uğrayan askerlerin linç edilmesini polis memuru Mustafa Ö. engelledi. Olay sırasında sivil kıyafetli olan polis memuru Mustafa Ö., teslim olan askerlerin silahlarını toplayarak tankın altına sakladı, askerlerin linç edilmesini önleyerek polise teslim etti.

 

 

DARBEYE KARŞI GECE KOŞUSU

 

Ankara Mamak’taki 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda görevli bir albay, cuntanın darbe girişimini öğrenince, bölük komutanlarını toplayıp tüm personeli eğitim amaçlı gece koşusuna çıkarmalarını istedi. İlerleyen saatlerde birliğe gelen darbeci bir komutan “Hemen askerleri toplayın” dedi. Albay, “Askerleri gece koşusuna çıkardım” yanıtını verdi. Komutan “Gece koşusu mu olur, toplayın birliği” dedi. Ancak askerleri kısa sürede toplamak mümkün olmadı. Albayın zekice hamlesi sayesinde, Mamak’taki birliklerden cuntanın darbe girişimine katılım düşük kaldı.

 

VANALARI TOPRAĞA GÖMDÜRDÜ

 

Kayseri 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’ndan, darbe girişimi gecesi 7 askeri kargo uçağı izinsiz olarak havalandı. Nakliye uçakları, kendi üstlerine dönüş için izin verilmeyince, sistemlerin kapalı olmasına rağmen Malatya 7. Ana Jet Üssü’ne yine izin almadan radar yardımıyla iniş yaptı. Kargo uçaklarında 39 yüksek rütbeli subay, uçak teknisyeni ve silahçı astsubaylar bulunuyordu. Ekip, yakıt aldıktan sonra Siirt, Şırnak, Hatay ve Denizli’nin Çardak İlçesi’ndeki birliklerden Akıncı 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na yaklaşık 550 asker indirmeyi planlıyordu. 7. Ana Jet Üssü’nde görevli olan Hava Ulaştırma Bölük Komutanı Kıdemli Üsteğmen Muhammet Hakan Erkuş’un askerlerine verdiği bir talimat, darbecilerin planını bozdu. Erkuş, askeri yakıt tankerlerinin vanalarını söktürüp anahtarlarıyla birlikte toprağa gömdürdü, uçaklar havalanamadı.

 

 

‘YAPTIĞINIZ VATAN HAİNLİĞİDİR’

 

Topkule 66. Zırhlı Tugayı’nda darbe girişiminde bulunan askerler, Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk’e “Türkiye’de darbe yaptık. Bizimle misin?” diye sordu. Albay Ertürk “Sizlerin yaptığı vatan hainliğidir. Hemen silahınızı bırakıp teslim olun” dedi. Bunun üzerine darbeci bir rütbeli, Albay Ertürk’ü acımadan vurdu.

 

 

 

AİLESİYLE DARBECİLERE KARŞI DURDU

 

63 yaşındaki Ümit Güder, darbe girişimi sırasında Ankara’nın Kazan İlçesi’ndeki 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkan F-16’ları engellemeye çalışırken, darbeci askerlerin açtığı ateş sonucu, yanında bulunan eşi ve oğluyla birlikte yaralandı. Hastanede son nefesini verdi.

 

BAŞLADIĞI YERDE BÖYLE BİTTİ

 

 

İstanbul’da darbecilerin ilk ayak sesleri 15 Temmuz gecesi saat 22.00 sıralarında Boğaziçi Köprüsü’nde duyuldu. Asker köprüyü tutmuştu. Herkes köprü üstündeki tankların ve askerlerin fotoğrafını sosyal medyada paylaşıp, “Darbe mi oldu?” diye soruyordu. Darbecilere karşı en güçlü halk direnişlerinden biri köprüde yaşandı. FETÖ’ye bağlı subaylar, kandırdıkları erlere, ellerinde Türk bayrağı olan vatandaşların üzerine acımasızca ateş etmeleri emrini verdi. Öyle ki, köprünün kulelerine keskin nişancı bile yerleştirmişlerdi. Çok kan döktüler. Ama gün ışıyıp da darbecilerin kaybettiği belirmeye başladığında, köprüdeki askerler de polise elleri başlarında teslim oldu.



HABER ARA
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI